Bodrum : 38 Derecelik Yolculuk *

20Mar11

Bodrum’dayim, sahilde yuruyorum, kulagimda radyonun Ege’nin karsi tarafindan getirdigi Yunanca ezgiler, aklimda gecmis ve gelecek. Bugunu dusunme gereksinimi duymuyorum, karnim az once yaptigim halis muhlis Turk kahvaltisinin doygunlugunda.. Iste Bodrum Kalesi tam karsimda 500 yildir benim gelmemi bekliyor gibi kucak aciyor bana. Bir cirpida atiyorum kendimi kalenin icine. Gecmis zamanlardaki heybetli sovalyelerin girisi kadar zorlu olmuyor benimkisi, sadece bilet almak yeterli.. Zaten bu gunesli Cumartesi sabahinda kalede uyuklayan gorevliler ve tamirat yapan isciler disinda bir tek ben varim. Havada ucusan anilar carpiyor saclarima kalede gezindikce. Dogrusu yaslaniyor olmaliyim, eskiden olsa pek ilgimi cekmezdi boyle yerler. Simdi bulundugum yerden Bodrum manzarasina bakarken, 500 sene once bir sovalyenin ne hissettigini dusunmek heyecan veriyor.”Burada yapacağınız bir gezi, sizi umutlarını Anadolu kıyılarında batarak kaybetmiş antik çağ gemicilerinin yaşadığı zamanlara ya da Karanlık ortaçağ döneminin şovalyelerinin yaşamlarını tükettiği ve Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum’un taşlarından var ettikleri Bodrum Kalesindeki izlerini takip etmenizi sağlayacak.” diyordu muze yetkilileri. Haksiz sayilmazlardi da hani..

Bodrum Kale gezisinden sonra yerel kahvehanede icilen demli cay istahimi aciyor. Sahilde turlamaktan kendimi alamayip gozume bir kumrucu kestiriyorum. Bilmeyenler icin kumru, icinde sucuk, salam gibi kahvalti sofralarimizin vazgecilmez lezzetlerini kasarin ve tursunun evsahipliginde bulusturan bir Ege yemegi. Adi daha cok Izmir’le anilsa da tum Turkiye’de bulmak mumkundur.

Sokakta bir kac amcayla ayak ustu muhabbetten sonra Zeki Muren’in evinin de buralarda oldugunu ogreniyorum.Muzeye cevrilmis bu evde benim hic tanimadigim ama ulkemde cok unlu olan bir sanatciyi tanima sansina sahip oldum. 30-40 yil once, hem de Turkiye’ye mal olmus bir insanin yasadigi yeri gezmek cok keyifliydi. Ustelik Bodrum, Ankara’dan sadece 1 saat ucus mesafesinde, ulasilmasi kolay bir yer..

Ne var ki -19 dereceden +19 dereceye yaptigim 38 derecelik yolculuk aslinda kucuk bir macerayla baslamisti. Annemin lezzetli yemekleri gozlerimi kör etmis, gidis biletimin saati ile donus biletimin saatini karistirmistim. Ustelik biletime defalarca bakmama ragmen sarmalar adeta beynimi bloklamisti. Neyseki ucusumdan yaklasik 1,5 saat sonra gittigim havaalaninda ucagi kacirmis olmanin getirdigi moral bozuklugunu atlatmam kolay oldu. Sansima bir baska havayolunun 45 dakika sonra bir ucusu vardi. Bilet ofisine kosup yeni bileti alip check inden gecmeyi isik hizinda basarip, ucaktaki yerimi aldigimda coktan kendi kendime dalga gecmeyi bitirmistim bile. Oyle ya hayat biz baska planlar yaparken gerceklesen seylerden ibaretti, neyseki ucuz atlatmistim.

Kalede ve sahilde, kah gunese dik dik bakarak, kah bir sokak kedisi kadar umarsizca gecirdigim Cumartesi’yi, sahilde canli muzik dinleyerek noktalandirmistim.

Pazar sabahi guzel bir Ege kahvaltisindan sonra oglene dogru denize karsi hayallerim, dusuncelerim ve ben “fika” yapmak icin soz verdigimiz yerde, deniz kiyisindaki salas kahvede yerimizi almistik.  Esen ruzgara aldirmadan t-shirtle oturuyor olmam, etraftakileri sasirtsa da ben kutuplardan yeni gelmis biri olarak, en azindan bana gore yazin keyfini cikariyordum. Fikalarin vazgecilmez icecegi olan kahvem Isvec’te alisilagelenin aksine garson tarafindan tazelendikce, okudugum derginin sayfalari da bir bir cevriliyordu. Kulaklarim arasida sirada yan masadaki genclerin Ege aksanli konusmalarina takiliyordu:

– Beni bak, ben sene oraya gitme dimedim mi? (Bana bak, ben sana oraya gitme demedim mi?)

– Gitmeeecem de ne ediveeecem gari? Gitsem nolcekki? (Gitmeyecegim de ne yapacagim? Gitsem nolcakki?)

– Hadi gali, bi daha demeyiveecem ha. (Hadi artik, bir daha demeyecegim ha).

Ege sivesi o kadar guzel ki, oturup yan masadaki tartismayi tum gun dinleyebilirdim. Bu arada hafifce esen ruzgar gunluk hayatin tum problemlerini Ege’nin serin sularina gomuyor, uzak denizlerden bana yeni umutlar fisildiyordu.Bir kac kahve ve kulak kabartilan yan masalarla aksami etmistim. Sahil yolu ve yuruyuse cikmis Bodrumlular aralarina katilmam icin beni bekliyordu. Onlari daha fazla bekletemezdim.. Denizin dibindeki masami terk ederken, okudugum dergiden aklimda su cumleler kalmisti. “Ask ve olum ogrenilemez. Ikisine de yakalaniriz”.

 

2011’de saglik, ask ve basariya “yakalanmaniz” dilegiyle..

* Stockholm’de Turkce yayin yapan yerel bir dergi icin yazdigim yazim.

Advertisements


No Responses Yet to “Bodrum : 38 Derecelik Yolculuk *”

  1. Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: